
Taşıyıcı anneliğin çoğu ülkede yasal olarak düzenlenmesi neden önemlidir
Kısırlık artık “nadir bir durum” değil, küresel bir gerçektir: dünya yetişkin nüfusunun yaklaşık %17,5’i (yaklaşık her 6 kişiden 1’i) yaşamı boyunca gebe kalma sorunlarıyla karşılaşmaktadır. Bazı aileler için, tıbbi olarak gebeliğin mümkün olmadığı ya da riskli olduğu durumlarda taşıyıcı annelik tek çözümdür.
Ancak talep her yerde olmasına rağmen, yasal imkânlar her yerde yoktur. Bu nedenle açık kurallarla yasal düzenleme, bir “trend” değil; insanların, tıbbın ve çocuğun haklarının korunması meselesidir.
Yasallaşma = daha az risk ve daha az “gri alan”
Yasaklanan veya düzenlenmeyen taşıyıcı annelik yeraltına iner ve bu da:
- daha az tıbbi denetim,
- daha fazla dolandırıcılık,
- taşıyıcı annenin daha zayıf korunması,
- çocuğun kayıt işlemlerinde hukuki sorunlar anlamına gelir.
Yasal model net kurallar koyar: katılım koşulları, tıbbi endikasyonlar, sözleşmeler ve güvenlik garantileri.
Çocuğun haklarının korunması en önemli konudur
Çocuğun doğumdan itibaren açık bir hukuki statüye ihtiyacı vardır. Açık düzenlemeler, çocuğun iki hukuk sistemi arasında kalmasını önler.
Ortak kurallar “üreme eşitsizliğini” azaltır
Şeffaf ve yasal bir sistem, ebeveynliği sadece yurt dışına çıkabilenlerin ayrıcalığı olmaktan çıkarır.
Yasaklar yerine düzenleme
Yasaklar kısırlığı çözmez; sadece ailelerin yolunu daha karmaşık ve pahalı hâle getirir.
Ukrayna’da taşıyıcı annelik
Ukrayna, taşıyıcı anneliğin yasal olarak düzenlendiği sayılı ülkelerden biridir. Bu nedenle Avrupa, Amerika ve Çin’den hastalar BioTexCom kliniğine gelerek, tamamen yasal bir çerçevede ART programlarından faydalanmaktadır.
Sonuç
Yasallaşma kuralsızlık değil; aksine, herkes için güvenli ve şeffaf kuralların oluşturulmasıdır.
