Kısırlık tedavisinde en pahalı 7 hata

Kısırlık tedavisinde en pahalı aşama her zaman tüp bebek (IVF) işlemi olmayabilir. Bazen net bir strateji olmadan tedaviye harcanan aylar, hatta yıllar çok daha büyük bir bedel anlamına gelir.

Aynı denemeleri tekrarlamak, tedavi stratejisini değiştirmeyi ertelemek veya yaş nedeniyle zaten önemli ölçüde sınırlanmış bazı değerleri “iyileştirmeye” çalışmak yalnızca maddi kayba değil, üreme tıbbındaki en değerli kaynağın, yani zamanın kaybedilmesine de yol açabilir.

1. Kesin bir tanı olmadan yıllarca tedavi görmek

“Birkaç ay daha deneyelim” ifadesi, birkaç ay birkaç yıla dönüşene kadar oldukça zararsız görünebilir. Hormonal uyarımlar, ilaçlar ve tekrarlanan denemeler kapsamlı bir tanının yerini almamalıdır.

Hamileliğin oluşmasını tam olarak neyin engellediğini anlamak önemlidir: yumurtalık rezervi, yumurta kalitesi, erkek faktörü, rahim ve fallop tüplerinin durumu, genetik faktörler veya bunların birkaçının bir arada bulunması.

2. Sadece AMH değerine bakmak

AMH o kadar yaygın bir gösterge haline geldi ki bazen neredeyse “hamile kalma şansı testi” gibi algılanıyor. Oysa AMH öncelikle yumurtalık rezervinin değerlendirilmesine ve yumurtalıkların hormonal uyarıma vereceği yanıtın tahmin edilmesine yardımcı olur.

Yüksek AMH kaliteli yumurtaları garanti etmez; düşük AMH ise tek başına hamileliğin kesinlikle mümkün olmadığı anlamına gelmez. Sonuç; yaş, FSH testi, diğer hormonal göstergeler ve üreme geçmişiyle birlikte değerlendirilmelidir.

3. Başarısızlığın nedenini araştırmadan IVF’yi tekrarlamak

Tek bir başarısız deneme henüz genel prognozu belirlemez. Ancak başarısızlıklar tekrarlanıyorsa aynı senaryoyu yeniden ve yeniden uygulamak tartışmalı bir stratejidir.

Önceki döngüyü ayrıntılı olarak incelemek gerekir: kaç olgun yumurta elde edildi, döllenme nasıl gerçekleşti, embriyolar kaçıncı güne kadar gelişti, kaliteleri nasıldı ve transferden sonra neler oldu? Bazen önceki bir denemenin ayrıntılı analizi, aynı işlemi bir kez daha tekrarlamaktan çok daha fazla bilgi sağlayabilir.

4. 40 yaşından sonra “zaman kazanmaya” çalışmak

Tıbbın birçok alanında birkaç ay neredeyse hiçbir şeyi değiştirmeyebilir. Ancak 40 yaşından sonra üreme tıbbında durum farklıdır.

Yaş ilerledikçe yalnızca mevcut yumurta sayısı değil, kromozomal olarak normal embriyoların oranı da azalır. Bu nedenle önce vücudu “iyileştirme”, ardından tedaviye başlama düşüncesiyle kararı sürekli ertelemek başarı şansını önemli ölçüde etkileyebilir.

5. Donör yumurtayı bir yenilgi olarak görmek

Bazı hastalar, prognoz hâlâ iyi olduğu için değil, yumurta donasyonu seçeneğini psikolojik olarak değerlendirmeye hazır olmadıkları için kendi yumurtalarıyla çok sayıda IVF döngüsünden geçebilir.

Ancak üreme tıbbının amacı mümkün olan en fazla sayıda prosedürü gerçekleştirmek değildir. Amaç, çocuk sahibi olmaya giden doğru yolu bulmaktır. Kendi yumurtalarının potansiyeli kritik derecede düşük olduğunda donör yumurtaya zamanında geçiş yapmak prognozu önemli ölçüde değiştirebilir.

6. Erkek faktörünü göz ardı etmek

Kısırlık tedavisi hâlâ sıklıkla kadın için uzun bir tetkik listesiyle başlarken erkek faktörünün değerlendirilmesi “daha sonraya” bırakılabiliyor. Bu bir hatadır.

Sperm kalitesi döllenmeyi ve embriyonun gelişimini doğrudan etkiler. Bu nedenle çiftin üreme sağlığı sırayla değil, her iki partner için paralel olarak değerlendirilmelidir.

7. Kliniği yalnızca tek bir işlemin fiyatına göre seçmek

Daha ucuz bir IVF döngüsü her zaman tedavinin toplamda daha ucuz olacağı anlamına gelmez. Önemli olan yalnızca embriyo transferinin veya hormonal uyarımın fiyatı değil, tüm tedavi stratejisidir: tanı süreci, laboratuvarın kalitesi, embriyologların çalışması, gerekli deneme sayısı, ek prosedürler ve başarısız bir döngüden sonra nasıl bir yol izlendiği.

BioTexCom’da daha önce başarısız IVF denemeleri yaşamış veya karmaşık kısırlık vakalarıyla karşı karşıya olan hastalarla çalışma süreci, tüm üreme geçmişinin değerlendirilmesi ve sonraki stratejinin belirlenmesiyle başlar. Bu strateji, kişinin kendi yumurtalarıyla veya donör yumurtalarla IVF’den, tıbbi endikasyonların bulunması halinde taşıyıcı annelik programlarına kadar farklı seçenekleri içerebilir.

Kısırlık tedavisindeki en pahalı hata başarısız bir deneme değildir. Doğru strateji seçilmiş olsa bile başarısızlık yaşanabilir. Çok daha büyük bir sorun, artık mevcut üreme durumunuza uygun olmayan bir stratejiye zaman harcamaktır. Bazen doğru karar bir kez daha aynı şeyi denemek değil, zamanında farklı bir yol seçmektir.