
Genetik hakkında yanlış bilinenler: Ebeveynlerin hâlâ inandığı mitler
“Çocuk mutlaka anne babasının hastalıklarını miras alır”, “iyi bir embriyo mikroskop altında anlaşılır”, “donör yumurta kullanılırsa çocuk tamamen yabancı olur” — üreme tıbbı, genetik hakkındaki düşüncelerimizden çok daha hızlı gelişti.
Kulağa mantıklı gelen ancak biyolojinin gerçekte çok daha karmaşık işlediği bazı yaygın inanışlara bakalım.
Mit 1. Anneden %50 DNA + babadan %50 DNA = çocuk ikisine de eşit derecede benzer
Genetik, iki yüzü 50/50 oranında birleştiren bir fotoğraf düzenleme programı değildir. Çocuk gerçekten de nükleer DNA’sının yaklaşık yarısını biyolojik annesinden, diğer yarısını biyolojik babasından alır. Ancak genetik varyantların kombinasyonu benzersizdir. Bazı özellikler daha belirgin olabilirken bazıları neredeyse hiç ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle öz kardeşler bazen farklı ailelerden gelmiş gibi görünecek kadar birbirlerinden farklı olabilir.
Mit 2. Donör yumurta kullanılırsa çocuk, onu doğuran kadına benzeyemez
Genler gerçekten de yumurta ve sperm hücresinden gelir. Ancak bizim benzerlik algımız bir DNA testi değildir. Mimikler, jestler, konuşma biçimi, alışkanlıklar ve davranışlar yaşam boyunca şekillenir. Bu nedenle anne ile çocuk arasındaki fiziksel veya davranışsal benzerlik tek başına genetik köken hakkında bilgi vermez.
Mit 3. Anne ve baba sağlıklıysa embriyo da mutlaka sağlıklıdır
Ne yazık ki bu her zaman doğru değildir. Kromozomal hatalar yumurta ve sperm hücrelerinin oluşumu sırasında veya embriyonun gelişiminin erken aşamalarında ortaya çıkabilir. Bu hataların görülme olasılığı, diğer faktörlerin yanı sıra yumurta hücrelerinin yaşıyla da değişir. Bu nedenle ebeveynlerde genetik hastalık bulunmaması, oluşturulan her embriyonun doğru kromozom sayısına sahip olacağı anlamına gelmez.
Mit 4. Embriyolog genetik sorunları mikroskop altında görebilir
Mikroskop altında embriyonun morfolojisi, gelişimi, yapısı ve bazı diğer özellikleri değerlendirilebilir. Ancak güzel görünen bir embriyonun üzerinde “46 kromozom” yazan bir etiket yoktur. Embriyo mükemmel görünebilir ve yine de kromozomal anomalilere sahip olabilir. Belirli genetik özelliklerin değerlendirilmesi için PGT gibi özel yöntemler kullanılır.
Mit 5. PGT tamamen sağlıklı bir bebeğin doğacağını garanti eder
Genetik testler güçlü bir araçtır, ancak geleceği tahmin eden bir makine değildir. PGT’nin türüne bağlı olarak belirli kromozomal değişikliklerin veya bazı genetik hastalıkların değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Ancak hiçbir test doğacak çocuğu olası tüm hastalıklar ve sağlık özellikleri açısından kontrol edemez.
Mit 6. Genlerimiz daha doğmadan her şeyi belirler
DNA, hayatımızın önceden yazılmış eksiksiz bir senaryosu değildir. İnsan sağlığı ve gelişimi, genetik ile çevresel faktörlerin karmaşık etkileşiminden etkilenir. Genetik bir yatkınlığın bulunması bile belirli bir durumun mutlaka ortaya çıkacağı anlamına gelmez.
Bu nedenle BioTexCom’da genetik tanı, “mükemmel bir çocuk yaratmanın” yolu olarak değil, belirli durumlarda doktorların ve müstakbel ebeveynlerin embriyo transferinden önce daha fazla bilgi edinmesine yardımcı olabilecek üreme tıbbı araçlarından biri olarak değerlendirilir.
DNA’yı, insanın geleceğinin önceden yazıldığı kesin bir talimatname gibi düşünmeye alışkınız. Oysa genetik çok daha ilginçtir: kartları dağıtır, ancak oyunun nasıl sonuçlanacağını her zaman o belirlemez.