60 Yaşından Sonra Doğum Yapmak Mümkün mü? Dünyanın En Yaşlı Anneleri ve Üreme Tıbbını Değiştiren Sır

Haberlerde 65, 70 hatta 74 yaşında doğum yapan bir kadının hikâyesi yer aldığında, çoğu insan aynı tepkiyi verir: “Bu gerçekten mümkün mü?” Kimileri bunu bir mucize olarak görür, kimileri modern tıbbın bir başarısı olarak değerlendirir, bazıları ise bu tür hikâyelerin gerçek olamayacağını düşünür.

Aslında ileri yaşta annelikle ilgili en dikkat çekici vakaların çoğunun ortak bir noktası vardır: donör yumurtalar. Üreme tıbbının yalnızca otuz yıl önce tamamen imkânsız görülen bir şeyi başarmasını sağlayan teknoloji tam da budur. Peki bu, her kadının 70 yaşında doğum yapabileceği anlamına mı geliyor? Tam olarak değil.

Dünyanın Gündemine Oturan Rekorlar

2019 yılında dünya basını, Hindistan’da yaşayan Erramatti Mangayamma’nın 74 yaşında anne olduğunu yazdı. Gebelik, donör yumurta kullanılarak uygulanan tüp bebek tedavisi sayesinde gerçekleşti. İkiz kız bebek dünyaya geldi. Bu olay büyük yankı uyandırdı. Kimileri tıbbın ulaştığı noktaya hayran kaldı, kimileri ise bunun etik yönünü tartıştı.

Ancak doktorlar açısından bu olay çok önemli bir gerçeği doğruladı: Menopozun üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa bile, rahim uygun şekilde hazırlanır ve embriyo kaliteli bir donör yumurtasından oluşturulursa gebeliği taşıyabilir.

Bundan birkaç yıl önce ise yine Hindistan’dan Daljinder Kaur, yaklaşık yarım yüzyıl süren kısırlığın ardından 72 yaşında ilk çocuğunu dünyaya getirdi. Onun hikâyesi de donör yumurta kullanılan tüp bebek tedavisi sayesinde mümkün oldu.

BioTexCom Üreme Tıbbı Kliniği de kendi rekoruna sahiptir. Berlinli Alman öğretmen Annegret Raunigk, 2015 yılında dünyanın dördüz doğuran en yaşlı annesi oldu. Ukrayna’da gerçekleştirilen yardımcı üreme tedavisi sayesinde 65 yaşında dört çocuk dünyaya getirdi.

Benzer hikâyeler Asya’da, İspanya’da, İtalya’da, Yunanistan’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve 60 yaşın üzerindeki kadınlarda başarılı gebeliklerin bildirildiği birçok başka ülkede de yaşandı. Bu vakaların neredeyse tamamının ortak noktası donör yumurta kullanılmasıdır. Çünkü günümüzde menopoz sonrasında kendi yumurtalarıyla doğal yolla doğum yapan bir kadına ait bilimsel olarak doğrulanmış herhangi bir vaka bulunmamaktadır. İşte bu nedenle donör yumurta programları yaşa bağlı kısırlığın tedavisinde gerçek bir dönüm noktası olmuştur.

Sorun Neden Rahim Değil?

Bu, modern üreme tıbbının en şaşırtıcı gerçeklerinden biridir. Çoğu insan menopozdan sonra tüm vücudun gebelik yeteneğini kaybettiğini düşünür. Oysa asıl sınırlayıcı faktör rahim değildir. Sorun yumurtalardadır. Yaş ilerledikçe yumurta sayısı azalır ve kalitesi hızla düşer. 40 yaşından sonra kromozomal bozukluk taşıyan yumurtaların oranı belirgin şekilde artar. Menopozdan sonra ise yumurtlama tamamen durur. Buna rağmen rahim, birçok durumda embriyoyu kabul etme yeteneğini korur.

Endometrium hormon tedavisiyle uygun şekilde hazırlanırsa, son adet döneminin üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa bile embriyonun tutunmasını ve gebeliğin gelişmesini sağlayabilir. İnsan vücudunun bu özelliği, donör yumurta programlarını mümkün kılmıştır.

Genç Bir Yumurta Başarının En Önemli Anahtarıdır

Donörler, ayrıntılı tıbbi ve genetik değerlendirmelerden geçen genç ve sağlıklı kadınlardır. Embriyo oluşturulurken onların üreme potansiyelinden yararlanılır. Bu da sağlıklı bir gebelik şansının, öncelikle gelecekteki annenin nüfus cüzdanındaki yaşına değil, kullanılan yumurtanın yaşına bağlı olduğu anlamına gelir. İşte bu nedenle doktorlar 43–45 yaşından sonra giderek daha sık donör yumurta programlarını önermektedir. Bunun nedeni çok açıktır: Bu programların başarı oranı, kişinin kendi yumurtalarıyla yapılan tüp bebek denemelerine göre birkaç kat daha yüksektir.

Bu, Her Kadının Doğum Yapabileceği Anlamına mı Geliyor?

Hayır. Ve bunun anlaşılması son derece önemlidir. Gebelik elde edebilmek, onu güvenli bir şekilde sürdürebilmek anlamına gelmez. 50–60 yaşından sonra kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon, diyabet, böbrek hastalıkları ve gebeliği riskli hâle getirebilecek diğer sağlık sorunları çok daha sık görülür. Bu nedenle sorumluluk sahibi klinikler yalnızca hastanın yaşına bakarak karar vermez.

Programa başlamadan önce kadın kapsamlı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilir. Doktorlar kalbin, akciğerlerin, endokrin sistemin, damarların ve diğer organların durumunu ayrıntılı olarak inceler. Ancak riskler düşük ve kabul edilebilir düzeydeyse tedavi programı önerilir.

En Önemli Sonuç

Dünyanın en yaşlı annelerinin hikâyeleri, kadınları 70 yaşında doğum yapmaya teşvik etmek ya da yeni rekorlar kırmak için anlatılmıyor. Bu hikâyeler çok daha önemli bir gerçeği ortaya koyuyor.

Üreme tıbbı, yakın zamana kadar çözülemez olduğu düşünülen bir soruna çözüm bulmayı başardı. Donör yumurtalar; erken menopoz yaşayan, yumurtalık rezervi düşük olan, defalarca başarısız tüp bebek denemesi geçiren ve yaşa bağlı kısırlık yaşayan kadınlar için anneliğin kapısını açtı. Dünya 70 yaşında anne olan kadınların hikâyelerini hatırlatsa da, bu teknolojinin gerçek değeri rekorlarda değildir.

Gerçek değeri, kendi yumurtalarının artık istenen şansı sunamadığı hâlde çocuk sahibi olma hayalinden vazgecmek istemeyen 42, 45, 48 ya da 52 yaşındaki binlerce kadının her gün anne olmasına yardımcı olmasındandır.