ÜYT neden ülkelerin hayatta kalma meselesine dönüştü?

Dünya, birkaç yıl önce uzak bir ihtimal olarak görülen ciddi bir demografik krize hızla giriyor. Bugün gerçek şu: Çocuk sahibi olamayan insanların sayısı artıyor, çocuk doğurabilen veya doğurmak isteyenlerin sayısı ise hızla azalıyor.

Bu durum, ekonomileri, işgücü piyasalarını, emeklilik sistemlerini ve ulusların geleceğini etkileyen en büyük küresel tehditlerden biridir.

Kısırlık: dünyanın görmezden geldiği büyük ölçekli bir sorun

DSÖ’ye göre dünyadaki her 6 yetişkinden 1’i kısırlık problemi yaşıyor. Bu, tekil vakalar değil; her yıl büyüyen kitlesel bir olgudur. Nedenler:

  • ileri yaş gebelikleri,
  • çevresel faktörler,
  • kronik stres,
  • hormonal bozukluklar,
  • dünya genelinde sperm kalitesinin düşmesi.

Bir gerçek: Pek çok ülkede artık doğal yolla çocuk sahibi olamayan çiftlerin sayısı, olabilenlerden daha fazla.

Düşen doğum oranları: hükümetleri korkutan rakamlar

Kısırlığa paralel olarak doğum oranları hızla düşüyor:

  • İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan – Avrupa’nın en düşük doğum oranları;
  • Güney Kore dünya rekoru kırdı: doğurganlık oranı 0,7;
  • Çin her yıl milyonlarca insan kaybediyor;
  • Bulgaristan ve Romanya dünyanın en hızlı nüfus küçülen ülkeleri arasında.

Birçok ülkede çocuk sahibi olmak adeta bir “lüks”e dönüştü. Hükümetler paniğe kapılıyor: Çünkü çocuksuz bir ülkenin geleceği yoktur.

Doğal yöntemlerle artık çözüm mümkün değil

Tüm çiftler yarın çocuk sahibi olmaya karar verse bile, kısırlığın yarattığı açığı kapatmak imkânsızdır. Asıl sebep: biyolojik doğurganlık penceresi değişti. Kadınların büyük kısmı 30–35 yaşından sonra anne olmaya hazır oluyor — fakat bu yaşlarda doğal gebelik ihtimali keskin şekilde düşüyor. Erkeklerde de durum kötü: Sperm kalitesi 40 yılda neredeyse yarıya düşmüş durumda. Bu nedenle tıbbi destek olmadan birçok çiftin gebelik elde etmesi fiziksel olarak mümkün değildir.

ÜYT: demografiyi değiştiren teknolojiler

Yardımcı üreme teknolojileri (Tüp Bebek, yumurta/sperm donasyonu, taşıyıcı annelik) doğum oranlarındaki düşüşü durdurabilen tek gerçek araçtır.
Neden?

  • Aksi halde hiç ebeveyn olamayacak çiftlere umut verir.
  • Yaş sınırlarını aşmayı sağlar.
  • Genetik risklere rağmen sağlıklı çocuklara imkân tanır.
  • Doğanın sustuğu noktada sonuç verir.

Bazı ülkelerde yenidoğanların %10’u ÜYT sayesinde doğmaktadır.

ÜYT — sadece tıp değil, demografik bir kurtuluş mekanizmasıdır

Küresel krizin boyutlarına rağmen birçok ülke hâlâ taşıyıcı anneliği yasallaştırmadı ve ailelerin ebeveynlik yolunu kapattı. Yumurta donasyonu çoğu ülkede kağıt üzerinde serbest olsa da pratikte işe yaramıyor: donör sayısı çok az, bulunan donörlerin yaşı ise yüksek olduğundan yumurta kalitesi çok düşük. Sonuç: milyonlarca çift çocuk sahibi olma şansını kaybediyor. Bu nedenle Ukrayna gibi alternatifleri arıyorlar — çünkü burada hem taşıyıcı annelik hem de yumurta donasyonu yasal ve başarı oranları yüksektir.

Sonuç
Küresel demografik kriz artık bir tahmin değil, gerçektir. Kısırlık artıyor. Doğum oranları düşüyor. Milletler yaşlanıyor. Ve bu süreci durdurabilen tek mekanizma ÜYT programlarıdır — gelecekte değil, şu anda. Bu teknolojiler sadece çiftlere değil, ülkelere de yeni bir nesil kazandırarak onları hayatta tutar.