Yumurta donasyonu: birçok insanın konuşmaktan korktuğu şans

Düşük AMH. Erken menopoz. Başarısız tüp bebek denemeleri. Birçok kadın için tam da bu kelimeler, hayatın “önce” ve “sonra” diye ikiye ayrıldığı an oluyor. Ancak modern üreme tıbbı oyunun kurallarını değiştirdi. Ve bugün yumurta donasyonu, çoğu kişinin düşündüğü gibi “son çare” değil. Binlerce kadın için bu, yıllar süren mücadelenin sonunda testte görülen iki çizgiyle sonuçlandığı an oldu.

En ilginç olan şey ise, yumurta donasyonu hakkında hâlâ fısıltıyla konuşulmasıdır. Sanki utanılması gereken bir şeymiş gibi. Oysa gerçekte bu programa başvuran kadınların çoğu yıllarca doğal yollarla hamile kalmaya çalıştı. Hormon tedavileri, operasyonlar, onlarca doktor görüşmesi ve bitmek bilmeyen “bir kez daha deneyelim” cümlesi… Ve ancak bundan sonra gerçekten sonuç veren karara ulaştılar.

Birçok insan yumurta donasyonunun sadece “başkasının genetiği” olduğunu düşünüyor. Ama gerçekte mesele çok daha derin. Çocuğu taşıyan gelecekteki annedir. Daha hamilelik sırasında bebekle bağı kuran onun bedenidir. Her hareketi, her ultrasonu, her korkuyu ve her mutluluğu yaşayan odur. Ve tam da bu yüzden çoğu kadın doğumdan sonra donörden bahsetmez. Nihayet anne olduklarından bahsederler.

İlginçtir ki Ukrayna son yıllarda yumurta donasyonu programları için en önemli merkezlerden biri haline geldi. Bunun nedeni yalnızca programların erişilebilir olması değil; geniş donör havuzu, modern embriyoloji ve yüksek seviyedeki üreme tıbbıdır. Bu yüzden İtalya, İspanya, Romanya, Portekiz, Türkiye ve diğer ülkelerden çiftler buraya geliyor. Çünkü birçok ülkede 40 yaşından sonra kadınlara çoğu zaman artık bir şans verilmemektedir.

Yabancı hastalar arasında iyi bilinen Ukrayna kliniklerinden biri de BioTexCom’dur. Klinik, uzun yıllardır karmaşık kısırlık vakaları ve uluslararası yumurta donasyonu programlarıyla çalışmaktadır

Ve belki de burada en önemli şey teknoloji bile değildir. Asıl önemli olan, modern tıbbın bir zamanlar “imkânsız” denilen yerde artık son noktayı koymuyor olmasıdır.